BİZE ANLAŞILMAZ GELEN BAZI TOPLUMSAL DAVRANIŞLARI TEZAHÜRÜNE DAİR...

Şartlandırarak eğitim öğrenmeyi kısıtlar.

Kısıtlanmış öğrenim bireysel özgürlüğün idrakinin önündeki en önemli engeldir.

Zira şartlanmanın temelinde korku yatar. Korku ya soyut ya da somut bir nedene dayanabilir. Günümüz siyasetinde, somut korkular üzerinden hareketle soyut korkular provoke edilerek şartlandırarak yapılan eğitimle inandırılmış kitleler yaratmak hedeftir. En önemli instrument da kurumsal din tarafindan dayatılan itikadî figür ve semboller üzerine kurgulu sòylemlerdir. Putlaştırılmış itikadî ögeler iman ve din hissiyatına en büyük zararı verir. Kültürel yaşamda en önemli tezahürü, başta müzik olmak üzere, sanatın tüm alanlarında ciddi bir yozlaşmadır. Kültürel ve sanatsal alanda rafine hale gelmek önce zeka ve sonra fikir özgürlüğü ile koşuttur. Dünya üzerinde otokrasinin yüceltildiği dönemlerde kültürel alandaki yozlaşma kutsanır ve genel geçerli imiş gibi algılanır. O halde şartlandırılmış eğitimle, öğrenimin istenildiği doğrultuda ve kapsamda yönlendirilebileceği söylenebilir. Buradan hareketle, gerek kurumsal din ve itikadî öğelerin, gerekse keskin ideolojilerin korku boyutunda dayatıldığı toplumlarda, iman ve erdem bir zândan ibarettir ve bu toplumlarda korkudan kaçmanın bedeli özgürlüğün kaybıdır. Sonuçta, eğitime direncin bir başka deyişle eğitilemezliğin temelinde, şartlandırılmış eğitimle korkuya dayalı kısıtlı öğrenimin dinî ve lâdinî siyasal ideolojik jakobenizmden geçtiğini söylemek mümkündür. Içselleştirilmeyen her fikir eleştiriye ve öğrenimin sonsuzluğuna kapalıdır. Böylece, arketipik bir figürün üzerine kurgulu dinî-lâdinî ideololojiler yaratılır ki bu kurguda, üst akıl kavramı her zaman sorgulanmalıdır.

Not: Resim-Foreign Affairs'in bu sayısı Pandemiden öncedir

Dr.M.C.YAĞMURDUR

0 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör